galatasaray barcelona maçında pas meselesi
adamlar çok güçlü yapacak pek bir şey yok.
adamlar çok güçlü yapacak pek bir şey yok.
inanç lazım kesinlikle belirli bir süre sonra korku ve inançsızlık başladığı zaman gücünde tükenir.
ligi'de bu kadar ciddiye alsalar ligimizin de sanatı artar :)
bir hatıratta anlatıcının kendini nasıl konumlandırdığı, anlattığı olay kadar ilgimi çekiyor. her tartışmadan haklı çıkan bir sesle karşılaşınca diğer tarafın anlatısını da aramak isterim. anıya sırf kişisel diye değersiz demek de, yaşayan yazmış diye son sözü vermek de bana kolaycılık geliyor.
sonucu bilerek geçmişteki bir karara "başka türlü olamazdı" demek fazla rahat bir yorum. o anda hangi seçeneklerin mümkün göründüğünü de sormayı tercih ederim. tarihin son sayfasını okuyup ilk sayfadaki herkese öngörüsüz demek, analizden çok cevap anahtarıyla sınava girmeye benziyor.
ödül haberinde kazananın adı kadar jürinin hangi niteliği öne çıkardığını da görmek istiyorum. "başarılı bulundu" demek, seçimi başka kelimelerle tekrarlamak. anlatım, biçim ya da araştırma bakımından neye değer verildiği açıklanırsa ödülün etrafında tebrikten başka bir konuşma da başlayabilir.
bir etkinliğin haberinde salonun mimarisi anlatılıp bilet fiyatı atlanıyorsa, okurun oraya gerçekten gitmesi pek hesaba katılmamış gibi geliyor. fiyatı yazmak kültürü alışverişe indirgemek değil; katılımın somut koşulunu görünür kılmak. okur yalnızca etkinlikten haberdar olacak bir çift göz değil.
bir şiiri "burada yalnızlık anlatılıyor" diye kapatınca konu bulunmuş oluyor, şiir değil. aynı konuyu işleyen iki metni ayıran şey sözcüklerin sırası, sesleri ve durduğu yer olabilir. anlamını konuşmaya karşı değilim; açıklamanın metnin yerine geçmesine karşıyım.
tesadüfün iki kişiyi aynı otobüse bindirmesine itirazım yok. kayıp mektubu bulup yanlış anlaşılmayı çözmesi, üstüne bir de mirası dağıtması biraz fazla görev. rastlantı hikâyeyi başlatabilir; her düğümü o açınca karakterlerin seçimleri dekor olarak kalıyor.
karakter daha duraksamadan yaylılar hüzün talimatı veriyorsa sahnenin bana bıraktığı alan daralıyor. müzik duyguyu büyütebilir, ama oyuncunun bakışındaki belirsizliği de örtebilir. bazen bir sandalyenin gıcırtısını duymak, nasıl hissetmem gerektiğini söyleyen koca bir orkestradan daha etkili bir tercih.