konuşan kedi

kızgınlaşma döneminde duyulan her sese misli ile karşılık verdiğinden çocukların tabletlerindeki talking tom oyunu ile entegre çalışır.

karga sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

anlat istanbul
gemide
laleli'de bir azize
çoğunluk
o.. çocukları
sen aydınlatırsın geceyi
duvara karşı

(şimdilik bu kadar)

mustafa ünal

akdeniz üniversitesi rektörü

aşk mı para mı

diferansiyel denklemler

lineer olduğu müddetçe çözülebilen, non-lineer olduğunda bazen çözümü olan, fizik kurallarını açıklamak için kullanılan denklemlerdir.

örneğin newton'un f=ma'sını hepimiz biliyoruz. a nedir? a emektir. ama onun haricinde ivme hız bölü zamana eşittir. hız da yol bölü zamana eşittir. yani;

a=dv/dt veya a=d^2 x/dt^2 (gösterimi böyle, ilkinin diferansiyelinin hemen yanında, alttakinin sonunda yer alıyor üstel ifadeler)

yani a yerine şunları koyalım:
m.dv/dt = f(t,v) (diyor ki fonksiyon hıza ve zamana bağlı)

veya m.d^2 x/dt^2 = f(t,x,dx/dt) (diyor ki, fonksiyon hıza, konuma ve konumun zamana bağlı değişimine bağlı (insepşııın))

akdeniz üniversitesi'nde mehmet cenkçi'den bu dersi alacaksanız ve bu ders ikinci dönemse, çalışmaya başlamak için tam zamanı.

karga sözlük yazarlarının unutulmaz filmleri

(bkz: vengo)
(bkz: goodbye lenin)
(bkz: cloud atlas)
(bkz: clockwork orange)
(bkz: metropolis)
(bkz: lady in the van)
(bkz: predestination)
(bkz: sin city)

beyin mıncıklayan ya da yürek burkan filmleri severim. kült filmleri de severim ama şart değil. her türlü öneriye açığım.

edit: (bkz: cool hand luke) oha lan nasıl unuturum en sevdiğim filmdi halbuki.

karga yazarlarının şu an dinledikleri

pro evolution soccer

13’te bıraktığım oyun.

uyku

gizemi çözülemeyen mucizelerden biri, sübanallah.

öyle ki insan uykusunu alamayınca bir mallaşıyor, aynı soruları 3.ye sorup 4. sefer sorup da "salak galiba bu" fikri uyandırmamak için anlamış gibi yapıyor. ya da bunu bir ben mi yapıyorum?

günün en zevkli kısmı bana göre uyku. yani çoğu zaman. hani monoton seyreden bir hayatta mesela, uykuyu iple çekerim. çok muhteşem bir şey değil mi ya?

uyku insan beyninin reset tuşu bu arada. hani bilgisayar günlerce açık kalınca yoruluyor, cpu şaftı kayıyor. yeteeeer yeteeer diyor. hah. insan beyni de açık kalınca "insaf eyle kurbanın olam" diye yeri göğü inletiyor. tabii beyin sonuçta, sesini duy diye hoop başına başına vuruyor. ondan baş ağrısı ve aptallık oluyor. bence yani. sonra uyuyorsun, mis, baş ağrısı yok, sıfırlanmışsın, adeta annen gelmiş ortalığı temizlemiş yemek yapmış buzdolabına koymuş. hani donlarını dahi ütülemiş. öyle bir rahatlama.

araştırdım, rekor olsun diye 1965'te 17 yaşında bi çocuk var, 11 gün (oha) uykusuz kalmış. acil hastaneye yatırmışlar, 14 saat uyuduktan sonra demiş ki "yeniden doğdum." siz denemeyin ama. en son 7 güne kadar dayananlar var.

sonra ölüyorsunuz.

neyse, evet abi. uyku muazzam bir şey. rüya falan görüyorsun bir de. hani bence tamam, dejavu diye bir şey var, bazen bu beyindeki aksamın düzgün çalışmamasından kaynaklanıyor olabilir. ama kimse bana bir sonra olacakları hatırlıyor olduğum durumları bu şekilde açıklayamaz. rüyamda gördüğümü hatırladığım şeyler olabiliyor yani. sanki sizin olmuyor mu? bence bu hıı dejavuymuş diyip geçilmemeli, rüyaları anlamıyoruz henüz.

ancak şeyi kabul edebilirim. ölüyoruz, ölürken gözümüzün önünden hayat film şeridi gibi geçerken bu olanlar anlamlı geliyor daha evvel yaşanmış gibi. tamam o zaman. ama diğer türlü cık.

neyse, uyku diyorduk.

uyku bir sudur, iç iç kudur.

küfür terbiye ölçütü değildir

küfür terbiyeyi değil kafadaki pratik zekayı gösterir. söylenen birşeye güzel bi küfürle anında karşılık verebiliyorsan senin kafa zehir zehirr

kendi ses kaydını dinlemek

sesimin boğuk olması nedeniyle pek sık yaptığım eylem. eskiden “ ulan bu ses benim değil ya “ diyenlere şu an kaliteli cihazlarda şüphe oluşmaması durum da vardır. malzeme o yani, boğuk evet.

cem yılmaz

bence türkiyenin en iyi komedyeni.

şehirlerin psikolojik özellikleri

ıstanbul manik depresif de olabilir. hatta istanbul her şey olabilir. şimdi düşündüm de hani psikologlar diyor ya, bize gelenlerin çoğu aslında hasta değil, asıl hastaların delirtmiş olduğu insanlar. işte istanbul bu cümlede geçen asıl hasta.

arif v 216

hala gitmedim. umarım sosyal medyada gömdükleri gibi leş olmamıştır.

güne bir şarkı bırak

sabah ereksiyonu

kötü bir durumdur. insin diye çok yumruk atmışlığım var ama değil yumruk betonla bile vursam fayda etmiyor bazen.

modern türbanlı



yaaani ne bileyim, bu da senin görüşün tabi, saygı duyarım da, bize ne, ne biçim genelleme? her şeyi sallıyorum "genelde 10k+ takipçisi olan kişilerdir" kısmı nasıl? denk gelmemişim demek.

ben de böyle başlık görünce bekledim ki renkli giyinip makyaj yapan, daha özgür sayılan genç kitleden bahsediliyor. ha o genellemeye de gerek yok, ne demiş ajda pekkan "beni kategorize etme".

ama bir sorum var, neden nefret? tamam birden çokmuş soru sayım. neden kapanma sebebini bu şekilde art niyetli bildirme gereği duydun? kime ne yav? herkesin tuttuğu kendine. yolda görünce nasıl instagram takipçisi sayısının bu şekilde olacağını, ya da kusur örtmek amacıyla giyindiğini düşünüp istemsizce küfredebiliyorsun? ben de ne nedir bilmiyorum, ama kim biliyor ki, sen biliyorum diyebiliyor musun?

sorularım bu kadar, az tanım yapayım modern türbanlı denilince aklıma renkli giyenler geliyor sadece, çünkü eskiye dair hatırladığım genelde siyah, kahverengi eşarplardır. hatta bayağı konuşmuşluğum var tesettürlü arkadaşlarımla, hani dikkat çekmemek tesettürün ilk kuralı iken nereden cafcaflı parlayan başörtüler çıktı diye. bence daha hayata dair, daha güzel gerçi. gencecik kızlar sonuçta soluk renkler içinde geçmesin, aynada kendini daha alımlı görsün. herkes mutlu olsun ya.

yalnızlıktan çıldırmamak için altın kurallar

tek kural; kural yok böyle bi söz vardı da hatırlayamadım şimdi. yalnızlık güzeldir diyen ve yalnızlığı kalabalığa tercih eden tek kişi değilimdir diye umuyorum

kedi

aklıma ilk gelen şey kaan boşnak- kediler. müthiş dinlenilesi şarkıdır. dinleyin, gelin yanıma.

popüler yalanlar

son gece çalıştım ben yeaa.