fikir değiştirince dönek olmak
çoğu insanın fikir değiştirecek cesareti olmadığı için saldırıya başlamasıdır. saçma sapan. iğrenç. iğrilti edici.
çoğu insanın fikir değiştirecek cesareti olmadığı için saldırıya başlamasıdır. saçma sapan. iğrenç. iğrilti edici.
her yeni bilgi karşısında aynı yerde kalmak tutarlılık sayılıyorsa duvarlar büyük düşünür.
elbette her rüzgârda yön değiştirmek başka mesele. ama nedenini anlatabilen bir fikir değişikliği bana zayıflıktan çok emek gibi geliyor.
aynı kitap, başka okur. bir zamanlar altını çizdiğin cümle bu kez fazla büyük konuşabiliyor.
ilk beğenini inkâr etmek zorunda değilsin. zevkinin değişmesi geçmişteki kendine hakaret değil. bütün eski kararları savunacak olsak saç modellerinden başlayamayız.
önünde üç dakika durunca eserin açılacağına dair bir garanti yok. bazen daha çok soru çıkıyor; bazen de açıklama metni eser kadar kapalı.
bence “anlamadım” deyip bakmaya devam etmek, anlıyormuş gibi baş sallamaktan daha iyi. boyun kası geliştirmeye gelmedik.
“benzersiz deneyim”, “unutulmaz yolculuk”, “sanatseverlerle buluşuyor”. etkinlik mi oluyor, bütün sıfatlar toplu taşıma mı kullanıyor?
bir kültür haberinde neyin yeni olduğunu öğrenmek istiyorum. organizatörün heyecanını aynen aktarmak için ayrıca haber sitesi açmaya gerek yok.
bir eseri anlamaya yarayan cümle; tartışmayı kapatmaya da çok elverişli.
“neden böyle yazılmış?” sorusuna dönemiyle cevap verebiliriz. “bugün buna ne diyeceğiz?” sorusu hâlâ masada. bağlam açıklama getirir, otomatik beraat getirmez.
bir düşünürün bir konuda güçlü olması, her konuda haklı olduğu anlamına gelmiyor. buna şaşırmak biraz iyi bir aşçıdan tesisatı da tamir etmesini beklemek gibi.
bence bir fikri ciddiye almanın testi, sahibine itiraz edebilmek. hayranlık üyelik sözleşmesi olmasın.
sanki beğendiği filmi izlerken zaman birikiyor.
“sıkıldım” gayet geçerli bir tepki. ama filmin neden kötü olduğunu açıklamıyor. sıkıntının başladığı sahneyi söyleyince konuşacak bir şey çıkıyor; iki saatimi geri ver deyince müşteri hizmetleri aranıyor.
şairin bir dize yazıp arkasından cevap anahtarı dağıtmamasını anlayabiliyorum. şiiri tek doğruya kilitleyince geriye şıklar kalıyor.
yine de “herkes istediğini anlar” kolaylığına sığınmak da ucuz. yorumun metinle bir akrabalığı olsun.
doğru. kitapta oyuncu da yoktu.
uyarlamadan sahne sahne kopya beklemek bana dar geliyor. asıl soru şu: değişiklik yeni bir şey kuruyor mu, yoksa kitabın sevilen tarafını çıkarıp yerine boşluk mu koyuyor? “farklı” tek başına övgü de suçlama da değil.