Şöyle bir sahne düşün: Sabah gördüğün bir iddia akşam başka bir hesabın paylaşımında karşına çıkıyor. Ertesi gün bir arkadaşın da aynı cümleyi gönderiyor. İlk paylaşımda şüpheli bulduğun şey için bu kez ‘Bunu bir yerde daha okumuştum’ diyorsun. Yeni bir belge görmedin; cümleye yabancılığın azaldı. Bu örnek, yanılsamalı doğruluk etkisinin gündelik hayatta nasıl görünebileceğini anlatıyor.
Tekrar, doğruluk değerlendirmesine karışabiliyor
Bu kavram, daha önce karşılaşılan ifadelerin yeni ifadelere göre daha doğru değerlendirilmesi eğilimini anlatır. Hasher, Goldstein ve Toppino’nun 1977 tarihli deneyinde katılımcılar, çeşitli alanlardan ifadelerin doğruluğuna ilişkin değerlendirmelerini iki hafta arayla üç oturumda yaptı. Oturumlar boyunca tekrarlanan hem doğru hem yanlış ifadelerin doğruluk değerlendirmeleri yükseldi. Tekrar edilmeyen ifadelerde aynı değişim görülmedi. [1]
Açıklamalardan biri işleme akıcılığı: Daha önce karşılaştığımız bir cümleyi işlemek kolaylaşabilir; bu kolaylık da doğruluk değerlendirmesinde bir ipucu olarak kullanılabilir. Buradaki kayma küçük ama önemli: Bir cümlenin tanıdık gelmesi, içeriğinin doğrulandığı hissine karışabilir. [2]
Doğrusunu bilmek her zaman yetiyor mu?
Fazio ve çalışma arkadaşları 2015’te, katılımcıların ilgili doğru bilgiyi bilmesinin bu etkiyi engelleyip engellemediğini sınadı. Tekrarın etkisi, doğru cevabın bilindiği bazı yanlış ifadelerde de görüldü. Araştırmanın ikinci deneyindeki model karşılaştırması, insanların ellerinde bilgi varken de akıcılığa dayanabildiği açıklamasını destekledi. Bu sonuç, bilgili insanların her duyduklarına inanacağı anlamına gelmiyor; bildiğimiz bilginin her değerlendirmede kullanılacağını varsaymanın sorununu gösteriyor. [2]
Pennycook, Cannon ve Rand’ın 2018 tarihli çalışmasında ise uydurma haber başlıkları kullanıldı. Önceden bir kez gösterilmiş başlıklar, daha sonra ilk kez görülenlere göre ortalamada daha doğru değerlendirildi. Etki görece küçüktü; çalışmadaki bazı bütünüyle akıl dışı ifadelerde görülmedi. Dolayısıyla bulgu, herhangi bir yalanı yeterince tekrarlayarak herkesi ikna edebileceğimiz bir formül sunmuyor. Ölçülen şey, araştırma koşullarındaki doğruluk değerlendirmesiydi. [3]
Üç paylaşım, kaç ayrı kaynak?
Açılıştaki örneğe dönelim. Üç hesabın aynı cümleyi paylaşması, üç ayrı araştırma bulunduğunu göstermiyor. Hepsi tek bir gönderiyi kopyalamış olabilir. Bu, deneylerden çıkarabileceğimiz pratik bir okuma sorusu: ‘Bunu kaç kez gördüm?’ sorusunun yanına ‘Bu hesaplar hangi belgeye dayanıyor?’ sorusunu koymak. Bir gönderinin üç kopyasıyla üç bağımsız araştırmanın aynı sonuca ulaşması, farklı dayanaklar sunar.
Burada teyit yanlılığıyla da bir ayrım var. Mevcut fikrimize uyan bilgiyi seçmek ile bir ifadeyi tekrar gördükçe daha doğru bulmak aynı süreç değil. Nitekim 2018 çalışmasında tekrar etkisi, katılımcının siyasi görüşüne ters düşen bazı haber başlıklarında da gözlendi. [3] Bir sonraki tanıdık cümlede asıl merak edilecek şey şu olabilir: Kaynağı mı hatırlıyoruz, yalnızca cümleyi mi?
Görsel künyesi: Wikimedia Commons / Newspapers2.jpg (Pixabay kaynaklı). Kaynak dosya · CC0 1.0 lisansı. Fotoğraf temsili olarak kullanılmıştır.


