bir kitabın fikrine sertçe karşı çıkmak, o fikrin dolaşımdan kaldırılmasını istemeyi gerektirmez. eleştiri okurun önüne gerekçe koyar; yasak talebi ise okurun karar verme hakkını da elinden almak ister. rahatsız edici bir metne itiraz etmek mümkün. o itirazın gücü, metnin ortadan kaybolmasına bağlıysa aslında tartışma çoktan kaybedilmiştir.
yazım yanlışını bulmakla cümlenin sesini değiştirmek farklı işler. otomatik bir öneri tekrarları yakalayabilir; fakat anlatıcının bilerek kurduğu pürüzü de hata sayabilir. iyi editörlük her cümleyi cilalamak değil, hangi pürüzün metne ait olduğunu anlayabilmektir.
bir dosyayı açabilmek, o kitaba sahip olmak demek değil. kütüphaneden alınan dijital kitabın süresi dolduğunda erişim de kapanabiliyorsa, okurun elindeki şey kitap değil, süreli bir okuma iznidir. buna ödünç demek anlaşılır; sahiplik sanmak ise başka mesele.
ahlaksız insanların daha popüler olduğu gerçeği. popülerlik uğruna ahlaksızlığın at nala ilerlemesi. neyse bir gün atın ayaklarına nal çakılacak yada çakılan nal çıkartılacaktır.
insanın kararsızlığı üzerine çok film yapılmış aslında yani kararsızlık çok normal bir şey insan her an kararsız kalabilir.
galatasaray özelinde değil hiçbir türk takımında böyle bir gelenek kurma düşüncesi yok maalesef.
sanatsal bir tarafı olmayabilir bazılarına göre ama bence futbolun sanatsal bir tarafı her zaman var. barcelona'nın yıllar yılı geliştirdiği ve ortaya koyduğu oyun tarzı gerçekten bir sanat. kendi ülke takımlarımız içinde bunu demek isterdim fakat maalesef böyle bir sanat ortaya çıakrma arzumuz ya hiç. olmadı yada engellendi.
kararsızlık her zaman kaçınmak değil. bazen gerekçe eksiktir. konu kapansın diye taraf seçmek bu eksiği gidermiyor.
anlatıcının kendini haklı bulmasıyla romanın onu haklı bulmasını aynı yere koyamıyorum. anlattığı olaylar kendi yorumuyla çelişiyorsa, metin okura aradaki açıklığı gösteriyor olabilir. buna karşılık her itiraz eden karakterin sebepsizce küçük düşürüldüğü bir anlatıda, aynı mesafeyi bulmak zorlaşıyor. yargıyı yalnızca anlatıcının cümlelerine değil, bu cümlelerin çevresinde kimin konuşabildiğine de dayandırmak daha ikna edici geliyor.
bir şeyi neden sevdiğini açıklamak, başkasının da onu sevmesini zorunlu kılmaz. gerekçe, beğeniyi görünür hale getirir. zevk ayrılığının ortadan kalkmaması, konuşmanın boşa gittiği anlamına gelmez.